Ritüel Majide İlk Adımlar Bölüm 1: Ritüel’e Giriş

ritüel maji Ritüel uygulamalarında mevcut enerjiyi muhafaza etmek ve onu gerektiğinde dağıtmak (defetmek!) çok önemli yer tutar. Ritüeli uygulayan kişi istediği, bazen hayal ettiği ruh haline girebilmelidir. Bu çok dramatik bir yol olsa gerek. Çünkü tasarlayabildiğimiz enerjiyi tekrar aynı ölçüde çağırabilmemiz mümkün olduğu gibi, hazır olmadığımız enerjilerle karşılaşmamız daha olasıdır. Hatta eğer ritüel öncesi zihinsel hazırlık süreci yapılmadıysa bu olasılık katlanacaktır. Hazır olmadığımız enerji amaçlarımızın dışında bize ters tepen cinsten olmamalıdır. Öyle bir durum varsa, ya yapılan çalışma terk edilmeli ya da meditasyonlarla bu tür karmaşık enerjileri açığa çıkaran gücün sebepleri araştırılmalıdır. Her koşulda ritüel alanında poltergeist fenomenlere benzer istek dışı gelişen şeyler oluşmamalıdır.

Ritüel uygulamalarında çağrılan enerjiyi deneylenmesinin de iki fazı vardır : Siyah, Beyaz. Aslında İyi ve Kötü yoktur. Her ikisi de birbirinin tamamlayacısıdır. Bu zaten bilinen bir şey. Enerji tek olmasına rağmen bizim genel olarak onu algılamamız çift yönlüdür. Enerjiyi sınıflandırmak gibi şeylere yazının ileri bölümlerinde değineceğiz. Kötü tesirler, üzerinde çalışmamız ve aydınlanmamız gereken içsel sorunlarla alakalıdır. İyi tesirler de anlık olarak iyi olabilir ancak onları -örneğin bir coşku hâlini – muhafaza edebilmek her zaman mümkün olmaz. Bu ancak çok hoşumuza gidecek bir ruh durumunda, sürdürülebilir bir enerjiyle karşı karşıyaysak mümkün olacaktır.  Hep kökten, temelden başlamalıyız. Bu temeller bizim Muladhara çakramız, Toprak elementi, astrolojik olarak Satürn’ümüz, Kabalistik olarak Malkuth’umuz, Anne kucağı gibi – temas sağlarken yakınlık kurabileceğimiz -bir model olmalı.

Her uygulamadan önce ya da sonra edilgen (pasif/ alıcı) bir ruh hâline girilmeli, çağrılan enerjiler özümsenmelidir. Ama her koşulda bu çağrılan enerji ya da rûh hâli geleneksel yöntemlerle dağıtılmalıdır. Her yeni deneyimle birlikte bu dağıtılan enerjinin ruhumuzda istikrâr sağlayan mekanizmalarla ilişkili olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz. Aslında çağrılan enerji tam olarak dağılmaz, o deneyimlendiği için artık bizim bir parçamız olma yolundadır. Çağrılan enerjiyi dağıtmanın özü, onu bizim belli mesafeler içinde kullanmayı istememizden kaynaklanır.  Bizim parçamızı oluşturacak şey ise üzerinde tekrar yapılmış şey olmalıdır. Yani tekrarlanan uygulamalar sonucu elde edilen bir güç, bir satranç oyununu gözler kapalı oynamak gibi pratiğe geçirilebilecek bir şey olmalıdır. Tabii travmatik etkilerden söz etmedim burada bunları yazarken. Bazen ritüel sonucu oluşan depresif, nadiren travmatik durumlarında daha üst bir uyumlanmaya (inisiyasyon) geçit vazifesi görerek bizi geliştirdiği ya da gelişim öncesi ön koşul olduğu söylenir. Sorunlarla yüzleşmemiz gerekir. Ve aslında bize gösterilen de, öğrenmemiz istenen şey de budur.

Sağlıklı majikal yöntemlerle varılmak istenen daha üst bir yol ya da bir üst Akıl’ın deneyimine varmadan önce bu depresyon, ruhsal çöküntü gibi hâllerin yan etkiden ibaret olduğunu söyleyebiliriz. Tabii burada bahsettiğim bu ritüele bağlı depresyon hâlinin sadece ritüel sonrası oluşan bir enerji boşalması ve yerine daha uygun bir enerjinin dolmasına bağlı olarak geliştiğini söylüyorum. Aydınlanma haline varmadan önce bataklıktan geçiyoruz. Cehennemden geçmeden cennete varılmıyor. Bu mecazlar da kendimize telkin vermenin bir parçasını oluşturuyor. Ama şaka değil gerçek: Davul, zurnayla karşılanmıyoruz.

Bir korunma ritüelini ele alalım. Defetme ritüelleride tüm ritüeller gibi zihinsel modeller alınarak yapılmalıdır. Tefekkürü geçelim; günde 5 dakikasını düşünmeye ayırmamış bir insanın bu modeller üzerine bir majikal uzay inşa etmesi mümkün görünmemektedir. Korunma uygulaması yapmak isteyen kişi bizce karmayı kötü yönde etkileyen şeylerden kaçınmalı ve kendisini, karakterini, sınırlarını, zaaflarını ve kötü huylarını iyi analiz etmelidir. Zaten meditasyon ile bunu sağlıyoruz. Ve mevcut sorunlar bize ne üzerine meditasyon yapmamız konusunda ipucu veriyorlar. Parazit enerjilere karşı olan manevi korunmada Aura’nın güçlü olması büyük bir etkendir.

Defetme ritüeli istenmeyen enerjiye barikat olması gibi istenen enerjilerin kullanımını da sınırlı tutma yönündedir. Ama önünde sonunda o barikat, kurduğumuz enerji biz onu ittikçe güçlenecek ve hayali bir varlık halini alacak, ardından kurduğumuz barikatları yıkacaktır. Yani titizlikle kaçtığımız şeyler karşımıza küçük bir yaramaz çocuktan canavara dönüşmüş bir yaratık olarak çıkacaktır.

Üzerimize biriken enerji ne kadar korkunç, ne kadar bizi yaşamdan koparıyor olsa da onun çözümlerini yine içsel yolculuklarda bulmamız gerekiyor! Satürn’e ve toprak elementine yapılan çalışmalar o yüzden temeldir. Toprağı sonraki element olan Su ile çözündürmeden önce katılık ve ağırlığı tecrübe etmemiz gerekiyor. Su ile çözünmüş ağır enerji (toprak) daha ince bir element olan Hava ile incelecek ve Ateş ile en aktif ve teşvik edici biçimini alacaktır. Bu kadim elementler er geç Akaşa’da sağaltım yaşayacaktır. Su elementine özgü bir çalışma Ay’cıl güçler ile temas kurmamızı sağlayacak ve vücutta kanı etkileyecektir. Bu zaten bedende pranaya özgü enerji sirkülasyonu olarak hissedilir.

Ritüel ile çağrılan enerji ne kadar huzur verici olsa bile üzerinden çok geçmeden dağıtılır. Sağlıklı bir ritüel, ancak onu dozunda uygulayıp ve çağrılan enerjiyi dozunda kullanarak mümkündür. Belirtmekte yarar var nitelik yüklenmeden sadece fiziksel zorlamalarla yapılan Pranayama egzersizleri gibi yine sadece sesler ve işaretlerden ibaret olan ritüellerin de pek faydası olmayacaktır. Ritüeli güçlendiren etkin şeyler İmajinasyon,  enerjiyi vücutta ve zihinsel olarak yönlendirme, enerjiye açık ve alıcı konumda olmaya bağlıdır.  Ama dinginlik ya da pasif olma hâli de bu enerjilerin sindirilmesi için kaçınılmaz bir gereklilik oluşturur.

Enerjinin hissedilmesi Çinlilerin Qi  dediği ,Hintlilerin Prana dediği Yaşam Enerjisini tecrübe etmek şeklinde olabileceği gibi, mekanda bazı fenomenlerin oluşması, rûh hâlinde değişimler, zihinsel dönüşümler şeklinde de olabilir. Ritüel alanında bazen hissedilen sülfür kokusu ve mekanın tuhaf bir şekilde soğuması en bilindik işaretler ya da belirtilerdir.

Uygulamanın kendisi geleneksel olduğu kadar, duygu uyandırabildiği ölçüde kaliteli olacaktır. Ritüel ile sağlanan enerji bizim duygu küremize (Yesod) tesir etmeli, ruhumuzda iz bırakmalı ve bilincimizde değişim sağlamalıdır. Astral planla olan dolaylı iletişim ancak ritüelle sağlanabilir. Ritüeli uygulayan kişinin çevresinde fiziksel plana tezahür etmek isteyen enerji formları (melek, ruhani, demon, elemental ve parazit varlıklar) toplanabilir. Bu formlar uygulayıcının ahlak yapısına bakmazlar. Sadece ritüelde temsil edilen şeylere bakarlar. Ritüeli uygularken oyunculuğumuz mükemmel olmalıdır. En ufak bir hata sürecin tekrar edilmesini gerektirir.

Hindibaba

1 YORUM

  1. Anlatım şekli ve içerik gerçekten çok güzel 🙂 her yönü ile orjinal bir çalışma olmuş teşekkürler Hindibaba.

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen buraya isminizi girin