İÇSEL DÜNYA  VE DIŞSAL DÜNYA

İçsel olan bizim yatay diyebileceğimiz çizgiyi oluşturur; Dışsal olansa dikey çizgiyi. Bu en iyi Güneş Haçı sembolünde temsil edilir. Tabii bu sembol 4 elementin gücünün dışında dörtleme yapısında incelenen bir dizi kavramı beraberinde getirir. Uykudan uyanınca merkezde biz varızdır. Bu algı biçimi ritüellerle değiştirilebilir. İçsel olan pasif prensibiyle, dışsal olan ise aktif prensibiyle açıklanır. Bedenin uyuklaması, derin tefekkürlere dalması, sezgi halini ya da kısa anlık vecd hallerine maruz kalması yatay çizgiyle açıklanabilir. Bilinç hali, farkındalık, kontrol ve irade ise dikey çizgiyle açıklanır. Güneş Haçında çember, burçları simgeler.

( İçsel Dışsal) Güneş Haçı
Güneş Haçı

Çoğu kez kalbimizden geçenle karşı tarafa söylediğimiz sözler farklı olabilir. Bu aslında kolektif bir bağnazlıktır. Kalpten geçeni söyleyebilmek yadırganacak, üstü ahlak kurallarıyla ya da bir takım başka kurallarla örtülecek bir şey değil tam tersine övülmesi gereken bir şey olmalıdır. Öyle ki burada düşünmeden konuşmayı kastetmediğimin altını çizerim. O cehalettir. Kalbinden geçeni söylemek farklı değerlendirilmelidir. Yeter ki kalp temiz olsun. Ve yüksek üstatların bilgeliklerine kendini açsın.

Ritüel, özümüze en yakın olan unsurlarla teması içerir. Toplum ve mecburi olduğunu düşünerek oluşturduğumuz maskeleri çıkardığımızda kalbini dinleyen ve kalp yolunda ilerleyen bir insan figürüyle karşılaşabileceğimiz gibi korkularımız dışında içsel canavarlarımızla da karşılaşırız. O canavarlar herkesin içinde hep varlar. Ama o canavarların varlığından çoğu kez habersiz devam ederiz günlük yaşamımıza. Bir başkasını yadırgama eylemi, yadırgadığımız şeyle karşı karşıya olduğumuzun göstergesi de olabilir.  Önemli olan ezoterik çalışmalarla bu ejderhalarla karşılaşıp onların boynunu kesmek değil, kendi tabiatımıza uygun biçimde o canavarı kendimizle uyumlu hale getirip, evcilleştirme yolunu tercih etmektir: Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. Görmek istemediğimiz şeyler zamanla açığa çıkacak ve bize gösterilecektir.

ENERJİ TİPLERİ

Aslında majikal enerji her koşulda tek bir kaynaktan gelir. Ancak o enerjiyi kendisine toplayan kişinin yaşama bakış açısına ve kişiliğine uygun olarak şekil alabildiği gibi zıt yönde de kendisini açığa çıkarabilir.

The Smurfs çizgi filmleri serisindeki gibi daha alt varlıkların enerjileriyle beslenen Gargamel gibi bir kötü karaktere dönüşmekte söz konusudur bu enerjileri alırken. Veya güçlü bir Tanrı Formunu içimizde barındırarak tekâmül seviyemizi arttırmak ve adanmışlık hâlini yaşamamızda olasıdır. Ama çoğu zaman bize sunulanla yetiniriz. Daha fazlasını ancak irademizin gücü doğrultusunda isteyebiliriz. Majikal uygulamalarla haşır neşir olanlar nerede duracaklarını, ne zaman ara vereceklerini bildikleri gibi kendi sınırlarını da bilirler ya da o kendisine ait sınırları, doğaya ait sınırları öğrenmekle meşguldürler. Meşhur “Kendini bil” cümlesi Haddimizi bilmemizi de içerir.

Gücün büyüsüne kapılıp yanlış ya da doğru her şeyi yapabilmemiz haddimize değildir. İyi niyetli bir çalışma başkasının iradesine karışıyorsa karmayı etkiliyordur ve kötüdür. Biri içkiyi, zinayı bıraksın diye yapılan saçma sapan duaları, büyüleri hatırlayalım. Karmamızın kirlenmesi için bu tür uğraşlar kendisine bir vücut oluşturur. Bu hayâlî vücut güçlenir ve kişisel yıkıma sebebiyet verir. Majikal enerji en saf haliyle SEVGİ ile yönlendirildiğinde başarı ihtimali tatminkâr olacaktır.

Bunun dışında NEFRET halinde yapılan bir çalışma ters tepecektir, yansıması ise başka kişileri etkilediği gibi uygulayacısını da her ne kadar korunma yöntemlerini bilse de er geç etkileyecektir. Çünkü Nefret duygusunu yüceltme daha aşağı bir astral planın işlevlerini dünyada belirgin kılmaya yöneliktir. Bu, ruhsal olanı maddeye tutsak kılar. Nefret duygusuyla yönlendirilen bir enerji esaret kalıpları içerisinde uygulayıcısını başlarda güçlü kılarak yavaş yavaş tüketecektir.

Birçok enerji türü kayıtlara geçmesine rağmen bedene tesir eden üç enerji tipinden söz edebiliriz: Manyetik, Elektrik, Elektro-manyetik. Bunlar Akaşa’dan kaynaklı enerjilerdir. Terimler yanıltıcı olmasın. Bu sözcükler modern kullanım olmasına karşın ilgili enerjinin tam açıklaması olmamasına rağmen günümüze en uygun olanıdırlar. Hintlilerin Prana’sınında pozitif olduğu kadar negatif tesirlerde saçtığı söylenir. Aslında bunların astrolojik zamanlamalarını verenler oluyor. Ama konumuzun kapsamını aşıyor o bilgiler.

ZİHİNSEL MODELLER

Kabala’da kullanılan katmanlar ve daha yaşamda birçok şeyi ifade eden modeller aslında Tasavvufta da kısmen vardır. Batı da Hayat Ağacı en mükemmel modeli içerir. 10 katman vardır. Bunlar 7 gezegen, Dünya, Burçlar ve Arş’ın dizilimi gibi gözükse de aslında bu bahsedilenlerin daha üst plandaki karşılıklarıdır. 7 gezegenle tabi ki de gezegenlerin fiziksel özellikleri kastedilmiyor. Gezegenler Hayat Ağacının kürelerinin ufak bir kopyasıdır. Bu 7 + 3 katmanın insanda karşılığı vardır. İnsana mikrokozmos denilmesinin ardında “benzer benzeri etkiler” düşüncesi de yatmaktadır. Hermes’in deyişini hatırlayalım : “Yukarıdaki aşağıdaki gibidir ve aşağıdaki yukarıdaki gibi” .

Kabalistik hayat ağacındaki Küreler (Sefirot) düşünce formlarıdır. Model olarak illa belli bir ekolün öğretisine bağlı olmak zorunda değiliz. Alacağımız model okuduğumuz kitaplardan oluşturduğumuz veya kendi yaşantımızda edindiğimiz bilgilerin toplamından oluşan bir beyin haritası biçiminde de olabilir. Ama bu örnek aldığımız modelin mutlak sağlıklı bir zemine yayılması bir Temel’e sahip olması gerektiğini söylemekte yarar var.

Bu modelleri örnek alırken kavramlara yaklaşımımız farklı olmalıdır. Örneğin Mars enerjisini açıklarken onun yerine Mars’ın temsil ettiği enerjiyle – Cesaret, Hareket gibi kelimelerle bu kavramları güçlendirmeliyiz. Kendi dilimize uygun kelimeleri seçmemiz gerekiyor.

Hindibaba

5 YORUMLAR

  1. ..”kalp yolunda ilerleyen bir insan figürüyle karşılaşabileceğimiz gibi korkularımız dışında içsel canavarlarımızla da karşılaşırız. O canavarlar herkesin içinde hep varlar. Ama o canavarların varlığından çoğu kez habersiz devam ederiz günlük yaşamımıza. Bir başkasını yadırgama eylemi, yadırgadığımız şeyle karşı karşıya olduğumuzun göstergesi de olabilir. Önemli olan ezoterik çalışmalarla bu ejderhalarla karşılaşıp onların boynunu kesmek değil, kendi tabiatımıza uygun biçimde o canavarı kendimizle uyumlu hale getirip, evcilleştirme yolunu tercih etmektir..”

    Bu kısım çok doğru 🙂 Carl Jung’un Gölge kavramının aynısı neredeyse. Zaten Jung’da Analitik Psikoloji’yi Doğu ve Batı Ezoterizmini yalayıp yuttuktan sonra kurmuş…

    Bu yazı serisi muhteşem,sürekli siteye girip acaba yenisi geldi mi diye bakıyorum. Teşekkürler Hindibaba

    Yalnız, yazıda bir yerde “antikahraman” kelimesi kötü adam anlamında kullanılmış. Antikahraman genelde çizgi roman,film vs terminolojisinde “genelde iyilik için çalışan ama yöntemleri kötü olan” kişiler için kulllanılır. Mesela Punisher,Ghost Rider gibi. Okurların kafası karışmasın diye belirteyim dedim.

    Bir sonraki yazıyı iple çekiyorum 🙂

    • Öncelikle yazıyı beğendiğiniz ve incelediğiniz için teşekkür ederim. Yazıda kusurlar ve yerine göre hatalı yazımlar olabilir. Ama orada Kötü İnsan olarak kullanmadım Anti-kahramanı. Cümle yapısında virgül kullanmışım kötü adam yakıştırmasından sonra ama nokta kullanmalıymışım o cümleden sonra belki sözcüğe açıklık getirerek, yanlış değerlendirmelere yol açmamak için. Sanki aynı anlama geliyor gibi algı oluşturmuş. Zaten riski bol ve tartışmalı bir konu bu. Düzeltilmesi gerekebilir belki o cümlenin ama tekrarlıyım Kötü Adam anlamında söylemedim Anti kahramanı. Zaten, İyi ve Kötü yoktur; her ikiside birbirinin tamamlayacısıdır demiştim yazının başlarında. Ama iyi ve kötü kavramını kullanmamızda kaçınılmaz oluyor .Orada Ahlak değerleri ve Genel Önyargıya karşı Anti-kahraman sözcüğü kullanılmıştır. İyi amaçların Genel görüşe göre kötü yönde kullanımıda , gücün kötü yönde kullanımın daha iyi bir amaç için belirlenmeside bu yöndedir. İyi yönde kullanılmış eylemler bir başkasının zararına olabilir ! Yazının önceki bölümlerinde aslında sembolik ifadelerle ele aldığımız ve derinlemesine incelemediğimiz Ben, Sen, O, Biz karşıtlık ve bütünlükleri içerisinde bu değerlendirme yapılmıştır. Topluma göre kötü olan bireye göre iyi olabilir. Ya da her bireyin Kötü ve İyi algısı farklılık gösterebilir. Oradaki misalde Gargamel Erk uygular ve yaptıkları genel yargıya göre kötüdür. Gargamel’in Anti-kahraman olmamasıda önemli değil. Zaten Şirinleri izlediğimizde bir çok Anti-kahraman vardır orada. Daha soyut bir misal verilebilirdi ama yine anlaşılır bir dil kullanma kaygısı güdüldü. Belki hatalı gibi algılanan ya da gerçekten hatalı kısımlar bu kaygının ürünüdür. Her koşulda bu tür ezoterik pratiklerde ne bir Anti-kahraman olmak ne de bir Kahraman olmak amacının olmadığını söylemeye çalıştım. Ezoterik uygulama yapan kişi başkalarından üstün değildir; Ancak başkalarından aşağıda değildir. O, Orta Yolu arar. Tabi aksi yönde çalışanların olduğunu biliyoruz .

      Antikahramanı uyguladığı yöntemler yönünden değerlendirmemiz gerekir evet. Anti-kahraman yapısı itibariyle -görünürde- bir idealist değildir denilebilir. Bu kimine göre ahlaki olmayan ve yine Toplumsal Önyargıya maruz kalan yöntemlerdir. Benliğimiz ile giyindiğimiz kişilik maskesinin karşılaştırılması faydalı olabilir.

      Kur’an da bir hikayede geçen şu meşhur Hızır ile Musa’nın anlaşmazlığa düştüğü ahlaki değerler buna belki bir örnektir. Musa Kahramandır. Hızır ise orada -belki yine riskli bir örnek oldu ama – Anti-kahramandır. Kimisi Anti-kahramanı mevcut hikayede silik, işe yaramaz, toplumdan soyutlanmış, marjinal ama iyi yönde adım atmak isteyen bir kişi olarak değerlendirir. Anti-kahraman yaşadığı koşullardan öğrendiklerini pratiğe geçirir. Toplumun sorunlarını çözmenin çözümünü ilk kendi üzerinde değişiklikler yapmakta arar. Ya da hiçbir şeyi değiştirmez ve olayları kendi akışına bırakır. Ama çözümleri yine hatalarını görmezden gelerek değil yöntemlerinin kaçınılmaz olarak yadırganacağını umursamadan yapar. Kahraman ise Genel görüşe, inançlara, erdemlere göre hareket eder. Tabi bazen sıradışı erdemleri beyan edebilir. İşin şov kısmından bahsetmeyeceğim. Kendi erdemlerinin ve yeteneklerinin farkında olup onu uygula(ya)mayan kişi de Anti-kahraman sınıfında değerlendirilebilir. Kahraman ise yine genel olarak erdemlerini toplumun isteklerine ve görüşlerine, erdemlere göre belirler. Anti-kahramanın daha pratik bir yol çizdiği söylenebilir. Çünkü o uygulayabileceği erdemlerle hareket eder; kendinde olmayan erdemleri uygulamaya kalkmaz ! Elde edeceği sonuçlara deneme yanılma ile ulaşır. Davranış yönünden de ele alınabilir. Ancak filmlerde izlediğimiz karakterlerin huyları açısından bakacak olursak Anti-kahraman farklı değerlendirmelere ve tartışmalara açıktır. Fareler üzerinde deney yapan bilim adamlarınıda bir nevi Anti-kahraman olarak nitelendirebiliriz. Bu fareler için ve hayvan severler için kötüdür. Ama insanlık için İyi’dir; kimine iyi olan Kötü ,kimine kötü olan İyi’dir. Yine de kesin dille şu şöyledir bu böyledir demiyorum. Kendi gözlemlerimi dile getirdim. Sinema açısından değerlendirirsek riskli bir konu evet. Ama güzel bir konuya değindiniz. Belki burada yazdığım bazı bölümleri açıklık getirmek için yazıya ekleyebilirim. Esenlikler.

      Hindibaba

      • Cevabınız için teşekkürler, bu cevaptan ayrı bir makale çıkar 🙂

        Okuyunca farkettim, orada demek istediğinizi biraz yanlış anlamışım sanırım. Yazılar seri geldiği için, önceki yazıyı tam özümsemeden yorum yaptığım için böyle bir hataya düştüm galiba. Sen,Ben,Biz olayına çalışmam lazım 🙂

        Musa ve Hızır hikayesini ise hiç duymadım, en kısa sürede okuyacağım.

        İyi Çalışmalar

  2. Merhaba, öncelikle güzel bir makale için teşekkürler.

    İyi ve kötü kavramı kişiden kişiye değişir bunda hemfikiriz lakin makale kendi içerisinde tezatlık oluşturmakta.
    Toplumun iyi gördüğü şeyler başka bir toplum için kötü olabilir. Bireyler içinde bu böyledir yığınlar içinde bu böyledir.
    Majikal enerjiyi sevgi ile yönlendirildiğinde başarı ihtimalinin tatminkar olacağına vurgu yapmışsınız. Bana göre tezatlık burada başlamaktadır. Bir majikal çalışmada bu bahsettiğiniz sevginin kaynağı ne ve neye hizmet etmesi gerekiyor ?

    Benim hayrıma olan bir şey muhtemelen başkasının zararına olacaktır bu olmak zorunda değil midir ? Kazananın olduğu yerde kaybeden olmak zorundadır.

    Böyle bir durumda majikal çalışma nasıl sevgi ile yürütülebilir ?

    İyi ve kötü yoktur çıkarlar vardır. Bu bakış açısı ile baktığımda makaledeki tezatları rahatlıkla görebiliyorum.

    Teşekkürler.

    • Sanırım iyilik = sevgi olarak düşünmüşsünüz. Sevgi iyilik demek değildir,iradesi olan varlıkları birbirine bağlayan çekici güçtür. Her şeyde olduğu gibi aşırı sevgi de şer getirir. Bilindiği gibi p çok katilin ve tecavüzcünün bahanesi hep“çok sevmek”.

      Majikal çalışma kısmına gelirsek,bu konuda çok tecrübeli değilim bu yüzden eksik veya yanlış bir şey söylemek istemiyorum

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen buraya isminizi girin