RİTÜEL TÜRLERİ

Her amaca yönelik tonla ritüel formülü literatüre girmesine rağmen onların büyük çoğunluğu hiç bir işe yaramazdırlar. Çünkü o çalışmalar hep kişisel ritüellerden oluşur. Onlar majikal günlüklerdedir. Ve oluşturan kişinin parçasıdırlar. Ancak şu meşhur Gölgeler Kitaplarına not alınmış sonra genelde bir kitapta toplanmıştır. Ve farklı majisyenler tarafından uygulanıp başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Genel olarak yapılan ritüeller 3 öğeye indirgenir. Bunlar: İnvokasyon (çağırma) ve Defetme ritüelleridir. Evokasyon ise konumuzun dışındadır. Ve gerçek anlamı anlaşılmadığında amacı ve kapsamı aşan eğilimlere yol açacak bir içeriğe sahiptir o kelime.ritüel

İlk etapta majikal çember kurulup dört yönden herbirine uygun hitabeler okunur. Çember Tanrısal olanı ve bizim majikal uzayımızı temsil eder. Çember doğudan başlayarak diğer yönlere doğru ve doğuda bitecek şekilde havaya bıçakla ya da elle çizilerek oluşturulur. Çember Makrokozmos’un Mikrokozmos’la bütünleşeceği bir alandır. Günlük olarak yaşantılarımız, anılar, kederler, kötü duyguların hepsi çemberin dışında bırakılmalıdır. Ayrıca çember, Güneş’in ya da Ay’ın yörüngelerini kabaca taklit etmektedir. Evrensel ahenk çemberde tezahür etmelidir.

Dört yönden sırasıyla dört elementin, rüzgârın özelliklerini tek bir ritüel içinde ilk etaplarda çağırmak hiç akıllıca olmaz. O yüzden elementlerde topraktan başlamak suretiyle sırasıyla çalışılır. Süreç uzun ve zorludur.

Altar (majikal masa) bizim ruhumuzu (akaşa) temsil eder. Altar’a eklediğimiz materyal ruhumuza seslenmelidir. Altar’ın üstündeki bir buğday bize bereket, kupa içindeki su arınma, disk sağlamlık ve azim getirmelidir. Doğayı taklit eden bu tür malzeme ya da enstrumanlar, aslında daha öncede bahsettiğimiz içsel ve dışsal dünyaların dengesini bize sağlayanla planla rabıta kurmamıza olanak sağlayan koşulları yerine getirir.

Aslında elementler bir birinin içinde diğer elementleri içerir cinstendir. O yüzden Hintli sistemde Tattva‘lara ve Mandala‘lara başvurulur. Teoride Ateş ve Su yoktur, Sıcaklık ve soğukluk yoktur. İkiside aynı çizginin diğer ucu gibidir. Element derken eşyadan da bahsettiğimiz gibi eşyanın temsil ettiği niteliktende bahsediyoruz. Dört element birçok kademede yorumlanabilir. Toprak şuur ile, Su duygu ile, Ateş irade ile, Hava akıl ile tabir olunur.

simya ve elementler

RİTÜELİN UYGULANIŞI

Kendi oluşturduğumuz ritüeller ancak sağlam bir teorik alt yapı ile etkili olabilir. Seçilen ritüel geleneksel olmalıdır. Maji öğrencisi önce dualite üzerine tefekkürler yaptıktan sonra, dört element ve akaşaya yönelik ritüel ve meditasyonları, sonra gezegensel ritüelleri ve nihayet zodyak ritüellerini ve meditasyonlarını uygular. Sadece elemente özgü ritüellerin ve meditasyonların uygulaması bile yıllarca sürebilir. Tabii bazı ekollerin içsel yapılarındaki gizli üst düzey bilgileri bilemeyiz. Bize sunulan sıralama bu’dur diyebiliriz sadece.

 

Ritüel alanı illâ bir odadan ibaret değildir; gözlerimizi kapayarak da imajinatif olarak ritüel uygulayabiliriz. Mekana bağlı olmayan bir ritüeli içimizde oluşturmamız mümkündür. Tabi bu içsel ritüel de sadece özel durumlarda yapılmalıdır. Bazen küçük bir işaret bile majikal anlama sahiptir. Örneğin “Defol git” diye elimizle birine işaret yapsak kavga çıkacaktır. Ama olayları kızışmayacak noktaya getirmek ya da kızıştığı noktada onu yatıştırmak elimizdedir. Mesela günlük olarak çoğumuzun yaptığı kolları kavuşturma hareketi de aslında karşı tarafın enerjisine kendimizi kapatmamızı ifade eder. Ellerle yapılan mudralar, beden jestleri hep bu psikolojik temele dayanır.

 

İşaret Dili! Ritüelde yapılan fiziksel işaretlerin duygularımızda temsil ettiği bir anlamı vardır. Aynen oturuşumuzda, duruşumuzda, mimiklerimizde belli bir insana mesaj vermemiz gibi bu ritüelistik işaretler de ruhsal donanım sağladığı gibi kendimizi açtığımız bir Üst Akıl’a ya da daha alt düzeyde bir varlıklar zincirine komutlar verir. İşaret ve semboller bu varlık düzeylerinin algılayabileceği cinsten duru ve yalın olmalı. Bir hayvanı nasıl işaret diliyle eğitiyorsak bizim alt konumumuzda olan varlıklara da bu semboller aracılığıyla yaklaşabiliriz. Örneğin bir Öldürülmüş Osiris (Osiris Slain) işareti bir bütünleşme ve mevcut benlikten kurtulmamızı temsil edebildiği gibi daha yüksek olan bir varlığa adanmışlığı da kişiye hatırlatır.

Osiris Slain İşareti

Bir de uygulayıcı kesinlikle Kelam’ın (söz söyleme) gücüne şüphesiz bir inanç duymalıdır. Kelam’ın gücüne inanan daha sonra onu bilen kişi belli konularda sessizliği tercih edecektir. Latince kelime Tacere Sessizlik anlamında kullanılan Magus‘un dört gücünden biridir. Sessizlik sırf belli şeylerde sessiz kalmak ya da tamamen susmak anlamı taşımaz. Sessizlik bildiğini  işitmeyen kulaklara anlatmamak olduğu gibi bilmediğin konularda konuşmamak anlamı taşıyabilir. Sessizlik mevcut enerjimizi muhafaza etmemiz için gereklidir. Günlük olarak mecburen ve hatıren konuşulan insanları hatırlayalım. Ortada bizi ilgilendirmeyen bir konu vardır ama cevap vermediğimizde iletişimin gergin bir mertebeye ulaşacağı da aşikârdır. Enerjinin çoğu konuşarak tüketilir. Bu sevdiğimiz biriyle bolca konuşsak da böyledir. Ancak sevdiğimiz biriyle yapılan muhabbetinde kalpte ferahlama uyandırdığı apaçıktır. Belli bir derinliği olan muhabbetlerde de enerji kendini serbest bırakıp bedeni nötralize edecektir.

Bazı muhabbetlerde de karşı tarafın enerjisi güçlenecek ve sanki psişik bir vampirin saldırısına uğramışız gibi enerjimiz tükenecektir. Sessizlik başlı başına bir korunma ritüelini oluşturur. Sırları anlatabilecek ağızlar o an mühürlenir. Okült sırlar gerekli ölçüde uygun görüldüğü miktarda herkesin algılayabileceği ölçüde ustalar tarafından uygun görüldüğü oranda sunulur. Kimileri kelamın içinde yatan bu gücün ve güç kaybının farkında olarak sembolik anlatımı ve şifreli konuşma yolunu tercih etmiştir. Sessizlik, kendi içsel yapımızı dinleyebileceğimiz koşulları sağladığı gibi karmik tesirlerden az da olsa sıyrılmamızı ifade eder.

Sözcüklerde yatan güç kolektiftir ve güncel sözlük anlamlarıyla zihnimize kazınmaları önemli değildir. Sözcükler en eski anlamlarıyla da zihnimizde yer edinebilir.  Sözcüklere dökülemeyen deneyimler de Tacere kavramını açıklar. Simsalabim (açıl susam açıl) gibi filmlerede konu olan sihirli bir cümle herhalde sarsılmaz bir şüphesizlik ve  bilme durumuyla etkili bir silaha dönüşebilir. “Beter ol “ gibi iki basit sözcük bile en sevdiğimiz kişinin ağzından çıkınca bizi derinden sarsan bir yaraya dönüşebiliyor. Kaldı ki majide sözcüklerin kullanım alanları daha kuvvetlidir. Ritüeller kendi öz dilimizde uygulanmalıdır. Değiştirilme yapılmaması gereken geleneksel ilahi isimlerin ise anlamları derinlemesine araştırılmalıdır. Anlamı bilinmeden okunmuş Arapça, İbranice, Latince gibi hitabe ,zikir ve dualar hiçbir işe yaramazlar.

Son olarak kısaca söylemek istediğim bir şey daha var: Herhangi bir ezoterik çalışmada negatif düşünceyi pozitife dönüştürmek, kötü olan bir şeyi iyi yönüyle kıyas etmek kişiye fayda sağlar görüşü hakimdir.  Yani başımıza kötü bir şey geldiğinde bile onu iyi yönleriyle değerlendirmeye almamız öğütlenir. Aslında bu da başlı başına bir ritüeldir. Zaten Ritüel alanının zaman ve mekanla sınırlı olmadığını söylemiştik. Her şeyden önce ezoterik ve okült çalışmalarda -aksi kanıtlanmadıkça- öğrenci olduğumuzu kabul etmemiz gerektiğini vurguluyorum. Ancak bir öğrenci yaklaşımıyla gelişim gösterebiliriz. Kendimize verdiğimiz telkin değişmeyi arzuladığımız anda işlevini sürdürüyor. Ve belki bir şeyi değiştirmeye yönelik Güçlü İstek duyduğumuz an, bu telkinlerin çalışma düzeyini etkiliyor ve iyi sonuç alabiliyoruz.

Hindibaba

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen buraya isminizi girin