Okültizm’e yolculuk için başlangıç adımlarından biri de kavramlar üzerinde derin bir düşünceye girmek yani tefekkür etmek gerekliliğidir.

Örnek verilmek gerekirse okült sözcüğü gizli olan demektir, neden gizli olan demek? Bu soruyu da sormak önemli görevlerimiz arasında olması gerekir.

Soru sormak ve düşünmek, uyanış kapısını aralayacak ve özünüze doğru bir yol almanızı tetikleyecektir. Sorgulamak hakikatın gerçekleriyle yüzleşmenize yardımcı olacaktır.

Lakin bizim üzerinde durduğumuz konu düşünmek konusu şimdilik. Bu konu üzerine mistik çalışmalarda, özellikle tasavvuf alanında tefekkür adı ile anılır. Batı’da  bu “deep thinking” olarak geçer. Yani derin düşünmek. Kelime anlamı olarak izah etmeye çalışalım. Derin düşünmek derken ne kastediliyor?

Derin düşünce manasına gelen kelimeyi etimolojik olarak incelediğimizde arapça fkr kökünden gelen mutafakkir متفكّر  “tefekkür eden” sözcüğünden geldiğini, arapça sözcük Arapça tafakkur تفكّر  “derin düşünme” sözcüğünün tefeˁˁul vezni (V) faili olduğu karşımıza çıkar.

Derin düşünmeye kendimizi yöneltmek olarak algılayabiliriz. Düşünmek tefekkür etmek değildir, zaten sürekli bir düşünce halindeyiz. Düşünce olmayan halimiz yoktur. Bu yüzden kontrollü düşünce hali diyebiliriz. Düşünceyi yöneltmek tefekkür etmektir. Bir mühendisin bir problemi çözümünü düşünmesi derin düşünce halidir. Çünkü problem vardır ve o problemi çözmek için problemi düşünür.
Mistik yolculukta çok önemli bir konu olduğunu söylemeliyim. Tasavvufta sık sık işlenen bir konu olmakla birlikte bir takım kavramlar önümüze gelecektir.

İmam Gazali tefekkür için, “Tefekkür, ibadetin yarısıdır”,Vehb bin Münebbih  “Tefekkür, insanı bilgili eder. Bilgili olan da amel eder”, Fudayl bin Iyad da, “Tefekkür, iyilik ve kötülüğünü gösteren bir aynadır” diyerek tefekkür etmenin ne derece önemli olduğunu açıkça söylemişlerdir. Ayrıca özel bir şekilde tasavvufta işlenen konu olarak tefekküri mevt konusu da önemlidir… Ölümü hatırla demektir. Batıda ise benzerlik olarak “memento mori” şeklinde geçer. Şöyle bir hadise de gerçekleştiği rivayet ediliyor;

“Lokman tek başına uzun uzadıya otururdu. Kölesi onun yanından geçer ve ‘Ey Lokman! Sen tek başına, uzun zaman, oturuyorsun! Eğer insanlarla beraber otursaydın senin için daha iyi olurdu!’ derdi. Buna karşılık Lokman ‘Tek başına uzun zaman oturmak tefekkürün gelişmesine yardım eder. Uzun düşünmek ise, cennet yolunun delilidir! ‘ derdi.”

Aslında bu konuda bir çok görüş vardır. Ama öğretilerde ortak bir noktada birleşirler. Düşünceyi yönlendirmek, sembolik anlamları kavrayabilmek için bunun gerekli olduğunu yapılan çalışmalar gösterecektir. Gerek kabalada, gerek uzakdoğu öğretilerinde çokça işlenmektedir. Ayrıntıları kaçırmamak çok önemlidir. Odaklanmak, odaklanmayı yöneltmek bunlar size manevi yolculuğunuzda çok faydası dokunacağına eminim. Zaten bu konu olmazsa olmazlardan biridir. İslami açıdan incelersek, zikir çekilmesi, tesbihat gibi uygulamalar bu konuya ışık tutar. Bize “neden” sorusunu sordurtur ve sormamız gereken soruların cevaplarını düşünmeye, derin bir yolculuğa çıkmamızı sağlar. Böylece sorgulamanın getirdiği kazanımları elde etmemizi kolaylaştırır. Kimileri dünyaevi arzularıyla tutuşur, parayı düşünür. Kimileri de tanrıya ulaşabilmeyi arzular. Bizim buradaki konumuz maneviyat olduğu için, dünya tabiatındaki arzularımızı konuşmayacağız.

Doğayı düşünmek, lotus çiçeğini düşünmek, tanrıyı düşünmek, İsis’in nurunu düşünmek bir tefekkürdür. Bilgeliğe uzanan, hakikatin kapılarını açacağınız bu mistik kadim bir yolculukta derin düşüncelere girmenin ne derece önemli olduğunu anlamamız gerekir. Kısacası mistik yolculuk bu şekilde başlar, bilgelik pınarında yıkanmanız için gerekmektedir. Ve tefekkür asla bitmez.

Keanu MAGI

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen buraya isminizi girin