Jiddu Krishnamurti, 1895’ten 1986’ya kadar yaşamış ve yirminci yüzyılın en büyük felsefi ve manevi figürlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Jiddu Krishnamurti, Hindistan’ın Madanapalle şehrinde doğdu. 1909 yılında bazı ruhanî yetenekleri olan bir uzman tarafından plajda oynayan 13 yaşındaki Krishnamurti’yi farkedip, onda müthiş bir cevher olduğunu hissetmiş ve onu bencilliğin kırıntısından bile eser olmayan, gördüğün en temiz aura sözleri ile hayranlığını ifade etmişti.

Oysa diğer tanıklara göre o yıllarda Krishnamurti sıradan, silik, dağınık, boş bakışlıhatta geri zekâlı görünüşlü biriymiş.

Jiddu Krishnamurti
Jiddu Krishnamurti

Krishnamurti keşfedilmesinin ardından hemen Teosofi Cemiyeti’nin himayesine alınmış. Artık Krishnamurti’nin eğitimi, sağlığı, korunması, kısaca her şeyiyle cemiyet ilgileniyordu. Zira Krishnamurti’nin beklenen Dünya Öğretmeni olduğuna inanılmaya başlanmıştı.

Teosofi Cemiyeti, Helena Blavatsky tarafından 1875 yılında kurulmuştu. Madam Blavatsky öldükten sonra cemiyeti Annie Besant ve Charles Webster Leadbeater yönetmişlerdir.

Daha sonraki yıllarda Krishnamurti, Teosofi Cemiyeti yöneticisi Annie Besant ile çok yakından ilişkiler kurmuş ve kardeşiyle birlikte cemiyete katılmışlardır.

Teosofi Cemiyeti, 1911 yılında yani Krishnamurti 19 yaşındayken dünyayı beklenen geleceğe hazırlamak için yeni bir oluşum kurmuş ve başına da Krishnamurti’yi atamıştı. Bu oluşum Dünya Öğretmeni doktrinini kabul eden herkese açıktı ve büyük ilgi görmüştü.

Önce Madras’ta eğitim gören Krishnamurti 1911 yılında kardeşi ile birlikte İngiltere’ye gitmişti. Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1914’e kadar cemiyetin himayesinde birçok Avrupa ülkesinde bulunmuştu.

Formel eğitimine yatkın olmadığı için üniversite eğitimine devam edemese de, Fransızca, İtalyanca gibi birçok dili akıcı bir şekilde öğrenmiş. Batı kültürünü, dinlerini araştırmış, Batı klasiklerini okumuş, spor, meditasyon yaparmış.

1922 yılı civarlarında, J. Krishnamurti oluşumdaki görevi ile bağlantılı olarak Sidney’den Kaliforniya’ya dünyanın birçok yerinde bulunmuştu. Konuşmaları büyük beğeni topluyor ve şöhreti gün geçtikçe artıyordu.

Krishnamurti 1929 yılında, 34 yaşındayken sürekli gelişen vizyonu ve bilinç seviyesiyle Teosofi Cemiyeti’nin en saygın lideri iken, öğreti ve düşüncelerini benimseyenlerin sayısının gittikçe arttığı ve bekli de felsefesini tüm dünyaya yaymak için şartların mükemmel olduğu bir dönemde, cemiyeti ve tüm camiayı şoke eden bir kararı uygulamaya aldı.

J. Krishnamurti, cemiyetin yıllık toplantısı Hollanda’da düzenleniyorken, kendisini keşfeden ruhanî liderin ve kendisini vesayetine alan cemiyet kurucularının önünde cemiyet üyelerine hitaben yaptığı konuşmada cemiyeti feshettiğini bildirmişti.

Feshetmekle kalmamış, cemiyete o güne kadar yapılan tüm bağışları sahiplerine iade etmişti. Bağışlananların içinde, 12 bin metrekare büyüklüğünde bir Hollanda kalesi bile olduğu söyleniyor.

Yaptığı konuşmaları ve yazdığı yazıları herhangi bir dinle bağlantılı değildi. Kendisine mesihlik yakıştırılmış olmasına rağmen bunu hiçbir zaman kabul etmemişti. Dünyanın her yerinde geniş bir izleyici kitlesine ulaşmış olmasına rağmen iradesi dışında oluşturulan bu topluluğu kendi isteğiyle dağıttı. Çünkü hiçbir zaman kendisini bir otorite olarak görmedi ve çevresinde müritlerin oluşmasına izin vermedi.

Farkındalığın an içinde gerçekleştiğini ve meditasyonun farkındalığa büyük katkı sağladığını ileri sürmüştür:

“Meditasyonun çok büyük bir güzelliği vardır. İnsanın ya da doğanın ortaya koyduğu şeylerin güzelliği değil, sessizliğin güzelliği. Bu sessizlik boşluktur; her şey bu boşluğun içinden akarak varlık kazanır. Bu sessizlik bilinemez; duygu ve akıl ona ulaşamaz; ona ulaşacak bir yol yoktur, ulaşmayı amaçlayan bir yöntem varsa bu açgözlü bir beynin uydurmasıdır. Hesaplar pesindeki ‘ben’in tüm araçları ve yolları tümüyle yok edilmelidir; zamanın içinde bir ileri bir geri gidişler sona ermelidir, yarın ortadan kalkmalıdır.”

Onun yaklaşımı bir birey olarak başka bir bireyle iletişim kurmak üzerineydi. Eserleri, dünyayı dolaşarak yaptığı konuşmalardan, başkaları tarafından derlendi. Konuşmalarında “hakikatin/ gerçeğin, yolları olmayan bir ülke” olduğuna ve bireyin ancak farkındalıkla ve yaşamla bütünleşerek gerçeğe/ hakikate ulaşabileceğine işaret ediyordu.

Gerçeklik yolu olmayan bir ülkedir. İnsanlar oraya herhangi bir organizasyon, inanç sistemi, dogma, rahip, ritüel, felsefe sistemi veya psikolojik teknikle ulaşamazlar. İnsanlar onu ilişkilerinin sayesinde, gözlem yaparak ve kendi zihninin bütününü görerek bulmak durumundadır; entelektüel analizler, tahliller yaparak değil.

“İnsanlar dini, politik ve şahsi güvenlikleri uğruna imgeler yarattı. Bunlar semboller, fikirler, inançlar olarak tezahür ediyor. Tüm bunların ağır yükü insanların düşüncesine, ilişkilerine ve günlük hayatına egemen oluyor. İşte bu tüm ilişkilerimizde bizi birbirimizden ayırıyor ve problemlerimizin sebebi oluyor.”

“HAKİKAT HİÇ DEGİŞMEYEN BİR ŞEY MİDİR, YOKSA YAŞAYAN BİR ŞEY Mİ?

Umarım birbirimizi anlıyoruzdur, çünkü çok fazla sorgulamayı ve gözlem yapmakta çok fazla özgür olmayı gerektiren bir sorun hakkında konuşacağız. Yalnızca dindar zihinden bahsetmeyeceğiz, ayrıca gerçeklik, meditasyon ve doğruyu algılayabilen zihnin niteliğinden de söz edeceğiz.

Bu kolay olmayacak çünkü her birimiz söylenenleri kendi şartlanmamıza, kendi kültürümüze göre yorumlayacağız. Özellikle din ve dindar zihnin niteliğinden söz ederken, söylenenleri muhtemelen dinin ne olduğu hakkında kavramsal, sözel bir tanıma zaten sahip olarak dinleyeceksiniz.

İnsan gerçekten keşfetmek istiyorsa, insanlığın gündelik gerçeklikten kaçarken düşünsel ve duygusal olarak bir araya getirdiği her şeyi topyekün bir kenara atmalıdır. İnsan bütün bunlardan sıyrılmalı, gerçekliği bulma arzusu doğrultusunda insanlığın bir araya getirdiği her şeye karşı çıkmalıdır; aşmamız gereken zorluk işte budur. Bu sizin düşünsel veya sözlü olarak tartışabileceğiniz bir sorun değildir. Bu sorun çok sorgulayıcı, büyük sezgi gücüne sahip bir zihin gerektiriyor.” [2]

“Gerçeğin yolu yoktur ve gerçeğe bir yol, bir din ya da bir tarikat vasıtasıyla varılamaz. Gerçek sınırsız ve koşulsuz olduğu için organize edilemez. Tüm kurumlar insanları gütmek ve kendi yollarına çekmek içindir. Birinin peşinden gitmeye başlarsan gerçeğe ulaşamazsın.

Tek bir amacım var: İnsanın özgürleşmesi; insana sınırlarını yıkmak konusunda yardımcı olmak. Ancak böylesine bir iç özgürlükle insan sonsuz mutluluğu ve farkındalığı yakalar. Beni anlamak isteyenlerin özgür olmalarını, peşimden gelmemelerini, beni kafese koymamalarını istiyorum. Çünkü bu bir din yaratır.

İnsanlar tüm korkulardan özgür olmalılar: din korkusu, ölüm korkusu, yaşam korkusu. Gerçek ruhsallık (spiritüellik), güdülmeyen Ben yani mantık ve sevgi uyumudur. Yaşamın kendisi koşulsuz gerçek’tir. Gerçek her birimizin içinde, onu ancak her birimiz yalnız başına, yine kendimiz keşfederiz. Koşullandırılmış beyinler, teoriler, rahatlatıcı tezler, cehaletimizi ve bencilliğimizi görmemizde  bize yardımcı olamaz. Tüm acı ve ıstıraplarımızın kaynağı da bu cehalet ve bencilliktir. Kendinize berrak gözlerle bakabildiğiniz zaman gerisi kendiliğinden    gelecektir.” [3]

Ölümle yaşamın bir ve tekliği, yaşamın durağan olamayacağı, korku, özgürlük, şiddet, doğa ve çevre üzerine konuşmalar yapıyordu. Yaşamının büyük bölümünü Hindistan, İngiltere ve Amerika arasında gidip gelerek geçiren Jiddu Krishnamurti ardında sayısız eser bırakarak, 17 Şubat 1986’da 91 yaşındayken kanserden öldü.

Tevazunun tarifi bu ulvî insan, 100 bin sayfalık irfan bıraktı geride. Toplu eserleri Türkçe de dahil olmak üzere yaklaşık 50 lisana çevrildi. Kitaplarından birinde, bugün bize şöyle sesleniyor Krishnamurti:

“Bir kimseyi sevmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz? Bir ağacı, bir kuşu ya da bakıp gözettiğiniz bir evcil hayvanı sevebilir misiniz? Size hiçbir karşılık vermese, gölgesinden de yararlanamasanız, arkanızdan da gelmese, size bağımlılık da duymasa gene de sevebilir misiniz?”

J. Krishnamurti’ye ait konuşmaların, yazıların yer aldığı bazı kitaplar;

Yeni Bir Yaşam
Bunları Düşün
Bilinenden Kurtulmak
Sen Dünyasın
İlk ve Son Özgürlük
İçsel Devrim
Farkındalığın Işığı
Hayatınızla Ne Yapmak İstiyorsunuz
Bilinmeyene Açık Olmak
Eğitim ve Yaşamın Anlamı

Ayrıca diğer kitaplarına da bu linkten ulaşabilirsiniz.

Derleyen Keanu Magi


Kaynak

[1] Jiddu Krishnamurti, İçsel Devrim Jiddu Krishnamurti Biyografi
[2] Jiddu Krishnamurti, İçsel Devrim Syf. 57 
[3] Jiddu Krishnamurti, Farkındalığın Işığı, Syf. 7
[4] Jiddu Krishnamurti, Wikipedia

 

1 YORUM

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen buraya isminizi girin