İnsan Doğası Gereği Bencil Midir?

0
399

Her insan bencil doğar. Bu yadsınamaz bir gerçektir. Kendimizi öyle sıra dışı ve değerli, herkesten farklı, inanılmaz derecede özel hissederiz ki bu hislerin içinde bencilliğimizi unutur gideriz. Çünkü bencillik tehlikeli bir kelimedir toplumda ve ön yargı ile karşılaşır.

Fakat günümüz dünyasında, hızla artan beğenme ve beğendirme yarışında, insanlar artık bencilliklerini süslü cümleler ile kapatmaya eskisi kadar önem vermiyorlar. Bu duruma öyle bir kılıf uyduruluyor ki sanki insanlık hep yardımsever hep hoşgörülüydü ki şu zamanlarda karanlıklaştılar.

Hayır!

Toplum gizliden gizliye hep böyle idi. Sadece kendilerini gizlemeyi artık düşünmüyorlar. Çünkü bitmek tükenmek bilmeyen iştah ve arzulu düşünce ihtiyacı onları daha da kontrolünü kaybetmeye itiyor. Artık göz göre göre hata yapıyorlar. Evlerinden çıkarken maskelerini takmayı unutabiliyorlar!

Bu durum insana kadim çağlardan kalan bir öğretiyi anımsatıyor. Bugün empati olarak bildiğimiz bu öğreti topluma new age saçmalığının içinde satılıyor. Halbuki bunu öğrenmek için yada daha doğrusu deneyimlemek için para vermenize gerek yok. Yapmanız gereken çok basit.

Bir an için durun ve dünyadaki tüm sizin için önemli statüsüne giren her şeyin ama her şeyin yok olduğunu ve bir başınıza kaldığınızı hayal edin. Bunu elinizden gelen en yoğun şekilde hissetmeye çalışın. Büyük ihtimalle boşluk hissi sizi sarıp sarmalayacaktır ve büyük ihtimalle aklınıza şu soru gelecektir.

Ben kimim?

Bu zamana kadar hep toplum tarafından kim olduğunuz söylendi ve artık toplum yok oldu. Size kim olduğunuzu söyleyecek biri yok. Ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Öylece kalakaldınız. Haritasız. Yapayalnız.

Bu soru kafanızın içinde hiç olmadığı kadar büyüyecek ve sizi ister istemez bir arayışın içine itecek. Benliğin arayışına…

Filozoflardan, aydınlanmışlara, kişisel gelişimcilerden, metafizikçilere kadar herkesin fikrine açık bulacaksınız kendinizi. Hiç olmadığınız kadar insanları dinliyor bulacaksınız. Hatta bu öyle bir hale gelecek ki rutininiz bu olacak artık. Her yerde o sorunun cevabını arayacaksınız.

Ben kimim?

Gün gelecek artık kafanız fikirlerden dolayı dolup taşacak ve kendinizi artık bu sorunun sorumluluğu altında eziliyor gibi hissedeceksiniz. İşte o zaman topladığınız bunca fikir verisinin içinden bir ilham doğacak ve bu ilhamı yapabildiğiniz en özgün şekilde ifade etmeye çalışacaksınız. Bunun için sanatın tüm dallarına sarılacak ve size en uygun olanı seçip artık kendinizi ifade etmeye başlayacaksınız.

Bu durum sizde öyle büyük bir duyguyu ateşleyecek ki artık doğru yolda olduğunuzu hissetmeye başlayacaksınız. Dönüp geriye bakacaksınız ve düşüneceksiniz. O soruyu ilk sorduğunuz zamanı anımsayacaksınız.

Ben kimim?

Artık bir fikriniz var. Ürettiklerinize baktığınızda benliğinizin derinlerinde yatan özgün kesitleri göreceksiniz. Bu kesitlere daldıkça kendinizin küçük bir kısmını keşfettiğinizi göreceksiniz.

Sonra bir daha düşüneceksiniz buna erişmek için izlediğiniz yolu. O zaman kafanızda büyük bir ışık yanacak ve anlamaya başlayacaksınız. Kendinizi toplumun bencil bakış açısından soyutlamayı bıraktığınız o gün, içinizde bir şeyi körüklediniz. Bir ateşi. Kendi ruhani ateşinizi…

Bu ateşe attığınız her bilgi kömürü ateşi daha da harlattı ve artık boyunu aşacak düzeye getirdi. Siz de ondan aldığınız parçalarla tuvalinize darbeler indirerek ona sığacak yeni yerler açtınız. Sonra bir daha, sonra bir daha…

Bir gün dönüp geriye baktığınızda bu ruhani ateşinizin devasa bir sanat galerisini doldurduğunu gördünüz. İşte o zaman anladığınız ki öğrenmeye olan yatkınlığınız size her zaman yeni bakış açıları açtı ve bu bakış açıları da sizlerin ateşinizi harlattı… Sonra dönüp sorduğunuz soruya döndünüz.

Ben kimim?

Bunu cevaplamanın zor olduğunu hala anlıyorsunuz ama en azından artık biraz fikriniz var. İnsan öğrenendir. İnsan öğrendiğinden dersler çıkarandır. İnsan öğrendiğinden yeni fikirler üretendir. İnsan öğrendiğinden yeni yollar oluşturandır. İnsan yaratıcılığını özgünce kullanandır.

Ve  keşfinizde yaşadığınız bir sürü şey daha…

Kendinize yüklediğiniz ve yüklemeye devam ettiğiniz tüm bilgi verileri sizi öyle bir metamorfoz sürecine soktu ki artık dışarıdaki diğer insanları kendinizden farklı bir şey olarak algılayamama başladınız. Artık herkesin aynı yolda yürüdüğünü ve öğrenmeye devam eden varlıklar olduğunu görmeye başladınız.

Başınıza gelen her deneyimin, iyi veya kötü, sizi bir sonraki öğretiye götüreceğini artık kavrıyorsunuz. İnsanlığın birbirinden farklı veya özel olmadığını, sıra dışılıkların sadece ruhani ateşin kıvılcımları olduğunu artık algılıyorsunuz. O halde içinizdeki bencilliğin artık sizdeki etkisini kaybetmeye başladığını söyleyebilirim…

Peki o halde sevgili okurlarım. Bu yazıyı buraya kadar okudunuz. Şimdi soruyorum size…

Siz kimsiniz? Gerçekten kendinizi tanıma gayreti içine düştünüz mü? Yoksa hep başkalarının size yüklediği sıfatlara mı sığındınız? Hep onaylanmak için mi yaşadınız?

Eğer bu konu hakkında fikirlerinizi paylaşmak isterseniz yorumlar kısmına katılımları bekliyorum. Mutlu günler.

Ozan Demir

Buraya Yorum Bırakın

Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen buraya isminizi girin