“Her şeyi gören göz” sembolü gerek masonluk cemiyetinde, gerek bir çok toplumda büyük bir yeri vardır. Bu sembolün başka türlü isimlendirilme şekilleri de olmuştur; “Tek göz” , “Horus’un gözü”, “Ra’nın gözü” şeklinde mitolojik öğelerle desteklenmiştir.

Bir çok toplumda göz sembolünün, kötü enerjilerden korunmak adına “nazarlık” adı altında kullanıldığı biliniyor. Hatta “Evil Eye” olarak da adlandıranlar olmuş ancak bahsettiği argümanlar farklıdır.

Ra'nın Gözü
                    Ra’nın Gözü

Bu sembol sadece masonluğa ait bir sembol olarak görülmemelidir. Masonluğa ait olmayacak kadar eski bir semboldür.

“Ra’nın Gözü” ya da “Horus’un Gözü”, Eski Mısır’dan Modern Çağ’a kadar bütün Mısır krallığının en ünlü sembolüdür. Udjat, Wedjet ve Wadjet olarak da bilinen bu, korumanın ve büyük Kraliyet gücünün en güvenilir sembolüdür. Bu sembol, Horus ve Ra’nın tanınmış tanrılarının tek mülkiyetindedir. Basit bir ifadeyle şöyle bilinir: Tanrının Gözü, Ra’nın Gözü, Horus’un Gözü. Ra’nın gözü ile Horus’un gözü farklı manalara gelmektedir. Ancak, bir çok kaynakta ayrı açıklamak yerine, karmaşık bir şekilde açıklanmıştır.

Horus Gözü
                        Horus Gözü

Eski mısırda, tek göz genelde Horus’un gözü olarak simgelenmiş. Ancak Horus’un iki gözü vardır. Sol göz ve sağ gözün kendi içinde de ezoterik anlamları mevcuttur. Sol göz, Ay’ın Tanrısı Thoth’un gözü olarak betimlenmiş, ve sağ gözün de Güneş’in Tanrısı Ra’nın gözü olarak simgelenmiştir. Sol gözün siyah, sağ gözün de beyaz olduğunu bazı yazılarda rastlanmıştır. Sol göz, ruhaniyeti simgelemektedir. Duyguları simgelemekte, sağ göz ise dil ve mantığı simgelemektedir.

Antik Mısır'da Kötülük Tanrısı Seth
Antik Mısır’da Kötülük Tanrısı Seth

Göz, vücudun ışığı algılayabilen bir parçasıdır ve bu nedenle manevi kabiliyetin simgesidir. Manevi anlamda vicdanın temsilcisiydi ve vicdanın gözünden hiçbir şeyin kaçamayacağını insanın aklından geçen her düşüncenin ve yaptığı her eylemin bir bakış tarafından izlendiğini anlatırdı. Horusun gözü hiç bir zaman kapanmazdı ve buda eski mısırda kötü tanrı olan Seth’in işine gelmezdi; çünkü Seth, kötülük peşindeydi ve bu nedenle Horus’un sol gözünü çıkarmış ve 6 parçaya bölmüştür.

Horus, çıkan gözünün yerine “Uraeus” adlı bir yılanı takar. Bu yılan daha sonradan firavunların egemenliki sağlığın ve şifanın simgesi olmuştur. Daha sonra gözlerinin parçalarını toplayan Horus bulur, birleştirir ama bir parçası eksik olur, onu da Thoth tamamlar. Ölüp de dirilen Osiris‘e gözünü verir daha sonra da Horus,  Ra tarafından tanrı katına yükseltilerek o da tanrılar arasına girerek, bu şekilde bir sürecin tamamlayıcısı olmuştur. Her ne kadar gözü babası Osiris’e vermiş olsa da gözün asıl sahibi olan Horus, ölüler arasında saygı görmektedir; çünkü eski mısır tanrısı Horus, ölülerin gözünü açarak onların görmelerini ve sonsuzluğa doğru yol katetmelerini sağlamıştır.

 

Horus’un gözü, biçimsel anlamıyla, Tanrı’nın tekliğini matematiksel olarak gösteren bir semboldür. Bir bütün ikiye bölündüğünde 1/2 elde edilir. Bu da ikiye bölündüğü takdirde 1/4 elde edilir. İşleme bu şekilde hep ikiye bölme ile devam edilirse sırasıyla, 1/8, 1/16, 1/32 ve 1/64 elde edilir. Bunların tümü toplandığında ise 63/64 bulunur. Buradan şu sonuç çıkar: Bir bütün, sürekli olarak ikiye bölünmeye devam edilirse, toplam değerde, sonsuzluk hariç, hiçbir zaman bire, birliğe ulaşılamaz.

Horus'un Gözü Matematiksel Hesaplama
Horus’un Gözü Matematiksel Hesaplama

Horus’un gözü yukarıdaki resimde, “glif” diye isimlendirilen parçalardan oluşur. Bu 6 parçadan sırasıyla ½ lik kısmı duymayı, ¼ lük kısmı görmeyi, 1/8 lik kısmı düşünmeyi, 1/16 kısmı koklamayı ve 1/32 lik kısmı tatmayı, 1/64 lük kısmı ise gözyaşını (merhamet) simgelemektedir. Tüm bunları topladığımızda çıkan sonuç 63/64’tür. Bu sonuçtan hareketle   beş duyu ve düşünce sistemi rasyonel şekilde Horus’un gözünde anlam bulduğunu düşünebiliriz.

“Göz” sembolü içeren birkaç hikaye yazılmıştı eski mısırda mitlerinde. Bunlardan biri  dünyanın kaostan sıyrılmaya başlaması için Ma’at’ın ilkelerini temsil ettiği söyleniyor. Gözün Osiris’e verildiğinde, yeraltı dünyasını yönetmesine yardım etmek için kullanıldığı da varsayılır. Bu yönüyle hayatın ve yeniden dirilişin sembolü haline geldi. Bir de Atum ile alakalı göz hikayesi var;

Merdiven basamağı fatihi bölümü Kadim Mısırda Mit ve Sembol kitabında (Rundle Clark, Myth and Symbol in Ancient Egypt) Antik Mısır göz sembolu udget hakkında Robert Bauval bahseder.  Gözün tekrar yapımı Dolunayın dönüşü ile simgelenirdi ve en son Maat olarak bilinen kozmik düzen:

“Horus’un Gözünü arıyorum ki onu geri getirebileyim ve onu hesaba katmalıyım. Ben Maatı geri getiren Thoth’um. Ben geri dönen Udget gözüyüm, Ayın evinde onun parlaklığı bozulunca ben onun karanlığını kaldıranım.” Maat

Ma’at’ın bu ifadesinde, göz, ışık, ay, karanlık, kozmik düzen gibi masonik prensipler olduğunu görebiliyoruz. Ma’at’ın Gözü, bir zamanlar evrenin uyumunda derin bir inanca sahip bir toplumu yöneten kadın ilkesi olan kozmik uyumu, dengeyi ve düzenin arketipini temsil eder. Güneşin her gün belirlenmiş yerinden ve belirlenmiş zamanda tam ve şaşmaz bir düzen içinde doğmasını sağlayan, yasa, düzen, kuralın intizamla işleyişi, vs. gibi konulann tanrıçası Ma’at’tır.

Her şeyi gören göz sembolü konusunda bilinen en eski masonik referansa 1772 yılında yayınlanan William Preston’un Üstat Mason Derecesi Konferansları’nda rastlıyoruz. Preston konferansında Her Şeyi Gören Gözden şöyle bahsediyor:

“Çıplak kalbe doğrultulmuş kılıç, adaletin er geç bizi yakalayacağını göstermektedir; düşüncelerimiz, sözlerimiz ve davranışlarımız insanların gözünden saklı kalabilse de, güneşin, ayın ve dahi yıldızların itaat ettiği, kuyruklu yıldızların o müthiş dönüşlerini gözetiminde yaptığı, insan kalbinin derinliklerine hakim olan ve liyakati ödüllendiren o Her Şeyi Gören Göz’den saklı kalmaz.”

Piramit içinde Göz
                 Piramit içinde Göz

Masonların resmi sitesinde yer alan bilgilere göre; Göz hiç bir zaman uyumaz. Bu anlamıyla bazı obediyanslarda Üstadı Muhterem ve Önceki Üstadı Muhteremlerin önlüğünde yer alır. En eski Her Şeyi Gören Gözün yer aldığı önlük, Marquise de Lafayette tarafından el işlemeleri yapılmış ( aslında bir Fransız Manastırında rahibeler tarafından yapılmıştır) ve Marki tarafından Amerika’ya getirilerek General George Washington’a 1784 yılında hediye edilmiş olanıdır. Bu olay da göstermektedir bu amblem o tarihe kadar masonik bir amblem olarak tanınmamaktadır. Masonik önlüklerin o dönemde ayak bileğine kadar inen deri önlükler olduğunu ve üzerini her hangi bir amblemle süslemenin çok güç olduğunu unutmamamız gerekir. Ancak Spekülatif Masonların sayılarının ve etkilerinin ağır basması ile kumaştan veya başka materyallerden yapılan önlükler kullanılmaya başlanmış ve bundan sonra önlüklerin üzerinde amblemler görülmeye başlamıştır.

Öte yandan Mackey Ansiklopedisi’nde, Her Şeyi Gören Göz’ün dinsel içeriği yanında daha farklı “omniscience” (her şeyi görme ve bilme, gözetme, izleme) kavramlarının bulunduğu, hukuk ve yönetime ilişkin dünyasal anlamlarının da olduğu, sözgelimi Kanun’un izleyen ve her şeyi gören, bilen özelliğinden de bahsedildiği, aynı şeyin Devlet için de söz konusu olduğu ifade ediliyor. Eğer ilk Hürmasonların “omniscience” sembolü var idiyse bunun illa da ilâhi bir “omniscience” olması gerekmez” deniliyor.

Her Şeyi Gören Göz’ü, ilâhi gözetim sembolü olarak düşündüğümüzde, bu gözetimin amacının insanoğlunun gizlediği suçları yargılamak değil de, gizlediği erdemleri mükâfatlandırmak olduğunu düşünmek daha doğru olur. Her Şeyi Gören Göz’ü, Kardeşimiz Locaya devam etmese de, hastalık veya bir kaza nedeni ile evinde hapis kalsa da veya başka bir yere taşınmış olsa da onu hiç gözümüzden ırak tutmamak ve gözetimimiz altında tutmak anlamında Masonik “omniscience” gözetim olarak da kullanabiliriz. [1]

Masonluk, her şeyi izleyen, gözetleyen bir Evrenin Ulu Mimarı‘na işaret ettiğini anlatmaktadır. Tüm insanların, kainatın aynı gökyüzünün altında ve üstün bir gücün gözetimi altında olduğunu anlayabiliriz.

Hristiyanlıkta He Şey Gören Göz
Hristiyanlıkta He Şey Gören Göz

Işıldayan delta içindeki “Her şeyi gören göz” sembolünde ise, ışıldayan delta, içine yerleştirilmiş bir göze sahip üçgendir. Aydınlanma ya da bilinç ilkesi ya da Yüce Varlık’ın mevcudiyetinin enerjisini yaratan ve varlığın olumlanmasını sürekli olarak yayan her şeyi gören göz olarak tasvir edilebilir. Masonların kendilerine göre, ışıldayan delta, boyutu olmayan, ama her yerde bulunan, alanın yoğunluğunu dolduran matematiksel bir noktadır.

Aynı zamanda Yüce Varlığın her Mason’a tezahür ettiği ve her Mason’un çevreleyen dünyaya tezahür etmesi gereken bir farkındalık ve dikkat sembolüdür. Masonik sembolizmde, göz – mutlak kutsal sembolü, tüm canlıların başlangıcında bir inşaat amblemi( yaratılışın başlangıcı) olarak görülebilir.

Üçgen içindeki açık göz, Her şeyi gören gözü olarak da anılır, aynı zamanda Yahudilerin, Rab’bin ya da Yehova’nın Tanrı’nın eski bir sembolüdür ve kutsallığın, ilahi olan varlığın sembolüdür. 

Ancak piramit içindeki Her Şeyi Gören Göz’ün tarihinin daha çok eski olduğu biliniyor.. Dünyanın bir çok yerinde çıkan antik kalıntılarda, çizilen piramitlerde, piramit tepesinde üçgen içinde göz olduğu ifade edilmiş ve piramitler orion takımyıldızı ile ilişkilendirilmişti. Mısır piramitlerinin yaratıcısı Thoth’tu.

Kilisedeki Her Şeyi Gören Göz
                                                                 Kilisedeki Her Şeyi Gören Göz

Hıristiyanlıkta, “Her şeyi gören göz”, Hristiyan ikonografisinin istikrarlı bir imgesi olmasına rağmen, en azından 6. yüzyıldan itibaren hem Katolik hem de Ortodoks’taki simgeleşmiş ve dini binalarda bir araya gelmiş olsa da, kanonik olmayan bir şeydir. Bu sembol aynı zamanda “Tanrı’nın Uyanık Gözü” olarak da adlandırılır.Bu, güneşin (güneş) ışınlarını oluşturan üçgenin (bazen oval) görüntüsünü temsil eder.

Peter Greif’e göre, göz, her şeyi gören Tanrı’yı, her şeyi bilen bir varlığı, gücü, ışığı temsil eder.

  • Matta 6:22, Bedenin ışığı gözdür; imdi, gözün saf olursa, bütün bedenin aydın olur”
  • Mezmurlar 33:13-14, “RAB göklerden bakar, Bütün insanları görür. Oturduğu yerden, Yeryüzünde yaşayan herkesi gözler.”  
  • Mezmurlar 33:18, “Ama RAB’bin gözü kendisinden korkanların, Sevgisine umut bağlayanların üzerindedir.”
  •  2.Korintliler 4:4, Tanrı’nın görünen kişiliği olan Mesih’in yüceliğiyle ilgili Sevinç Getirici Haber’in ışığı onların üzerine doğmasın diye, bu çağın tanrısı imanı olmayanların akıllarını körleştirdi.”                

Üçgen’deki göz Tanrı’nın Başını ve üçgenin içinde, parlak bir daire ile çevrelenmiş, sonsuz kutsallığını içerir. Üçgen (yukarı bakacak şekilde), gözleri çerçeveleyen, Hıristiyanlıkta Kutsal Üçleme’nin Baba, Oğul ve Kutsal ruh  sembolü olarak yorumlanmıştır.

Her şeyi gören gözün ruhsal yönüyle ilgili olarak, John Daniel “Scarlet and the Beast” adlı kitabında “göz” kavramını açıklar…

“Yılan, Adem ve Havva’ya, iyilik ve kötülüğün bilgi ağacının meyvesini yerse gözlerinin ‘açılacağını’ vaat etti. Yaratılışta şöyle bir ifade geçer: “Yılan, “Kesinlikle ölmezsiniz” dedi, Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız. Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi. İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar.” (Yaratılış 3:4-7)

Bu bölümdeki anahtar kelime, İbranice’de “bilgi” nin çevrilebileceği gözlerdir. Açılmış, “genişletilmiş” hale getirilebilir. Yılan, Adem ve Havva’nın, yasak meyveden yediklerinde bilginin genişleyeceğine söz vermişti.

Ancak bu yazının en öne çıkan yönü, İbranice “gözler” kelimesinin çoğul değil, tekil olduğu gerçeğinden ortaya çıkar. Yılanın, Adem ve Havva’ya gerçekte “gözlerinin” bilgiyle genişleyeceği söylendi.

Kutsal Yazıtın bizim düşünmemizi istediği “göz”, görmenin fiziksel organı değil, aklın ya da ruhun gözüdür. Bu tekil “göz”, Hindu dinindeki basiretlerin “üçüncü gözü”, Mısır’daki Osiris’in gözü ve Masonluğun, “Her Şeyi Gören Göz”ü denir. ” [2]

Üçgen ve altı köşeli yıldız – manevi ve dünyevi ilkelerin yüzleşmesinin bir yansıması Üçgen (yukarı bakacak şekilde) en gizli Masonik sembollerden biridir. Daire gibi, başlangıcı veya sonu yoktur; bu, kutsallığın sonsuz bir sembolüdür. Aynı zamanda,  geçmiş-gelecek-şimdiki zaman, bilgelik-güzellik-güç, doğum-yaşam-ölüm, ışık-karanlık-zaman, ruh-beden-zihin, adalet-bilgelik-aşk,güzellik-bilim-görkem vb temsil edilebilir.

Ünlü masonlardan Albert Pike göz kavramını şöyle açıklar, “Her şeyi gören göz. Mısırlı inisiyelerin, Yaratıcı olan “Osiris”in amblemiydi. “[3]

Babil mitoloisinde, Tanrı Marduk’un yüzünden ışıklar saçan dört adet göz, her şeyi görmesini sağlıyor ve dört adet geniş kulak her şeyi duymasına yardımcı oluyordu. Marduk dudaklarını ne zaman oynatsa ağzından ateşler saçılıyordu. Ea,”Oğlumuz göklerin güneşidir” diye bağırıyordu. Gerçekten de Marduk’un başındaki on tane tanrı hanesi öylesine parıldıyordu ki, ışımların parlaklığı korkunç bir görüntü arz ediyordu. Kendisine bakanlara dehşet kadar da huzur veriyordu.[4]

Babilde geçen bu ifade de ışık yayan göz ile ilişkilendirilebilir. Marduk, Babil yaratılış destanı olan Enûma Eliş‘te [5] tanrıların en büyüğü ilan edilmiştir.

Charles J. Folger şöyle bir ifade de bulunuyor, “Her şeyi gören göz, İlahiyat’ın en eski hiyerogliflerinden biridir. Üçgen de en eski antik çağın kabalistik bir sembolüdür …”[6]

“Bu düşünceler bizi ilginç bir konuya, Zihnin Gözüne ya da Horus’un Gözüne götürüyor… ve ‘Tüm Gören Göz’ fikrini aktarıyor. Mısırlı neofilikten önceki sonuncu aydınlatma, yani ‘getirilecek’ ‘Işık dini, Mısır’ın diniydi.’ [7]

Antik çağlardan beri, piramit, ilahi maneviyatın, mükemmelliğin, araştırmanın, hakikat ve ışık için insan arzusunun, maddeden kurtulmanın, kendini aşmanın, kendi sınırlarının ötesine geçmenin, ulaşılamayacak ve anlaşılamayacak kadar çabalamasına şahit oluyoruz. Bütün bunlar üçgene atfedilebilir.

Son olarak da toparlayacak olursak, bazı kesimlerin genelde Horus’un sol gözünü, “Her şeyi gören göz” olarak tasvir ettiğini görebiliriz. Ancak, “Her şeyi gören göz” sadece Horus’un gözüdür demek yanlış olacaktır. Çünkü masonluktaki simgelere bakıldığında, bir çok sembol içinde göz görmekteyiz. Örneğin, üçgen içindeki göz, ışıklar içindeki göz farklı anlamlara geldiği sembolik açıdan anlaşılabilmektedir. Işık ve üçgen faktörü anlamlarda değişiklik yaratmaktadır. “Göz”, sadece mısırda bulunan bir sembol değildir, bir çok kültürde mevcuttur. İskandinav mitlerinde gerek, Eski Yunan’da hatta Türk mitlerinde, tek gözlü varlıklara rastlanılmıştır. Sizlere ışık olabilmişimdir umarım.

Keanu Magi


Kaynak
[1] Masonlar.org, Tesviye Dergisi , www.tesviye.org
[2] John Daniel, Scarlet ve Beast , Cilt III, s. 6-7, 1995.
[3] Albert Pike, Morals and Dogma of the Ancient and Accepted Scottish Rite of Freemasonry, 1966, pp. 15-16
[4] İbrahim Sarı, Babil İmparatorluğu, 2016, sf. 32 
[5] Enûma Eliş – Babil Yaratılış Destanı
[6] Charles J. Folger 10 Şubat 1882, ABD Ordusunun 4. topçu ve Sekreteri Teğmen Hazine Bakanlığı
[7] Thomas Milton Stewart, Mısırlıların Tanrılarının Sembolizmi ve Masonluğa Attığı Işık, Londra, İngiltere, Baskerville Press, Ltd., 1927, s. 5

CEVAP VER

Lütfen yorum yapınız!
Lütfen buraya isminizi girin